our logo

FACE to FACE THERAPIA
Psikolojik Danışmanlık ve Evlilik Terapileri Merkezi

Eşler/Partnerler Neden Aldatır?

Melike KAYHAN, Psikanalist (CP-UK), Psikanalitik Psikoterapist (UKCP, PA), MSc. Çift Terapisti, Aile Terapisti

Eşlerini/partnerlerini aldatan kişileri genellikle yargılarız. Fakat ihanetin sebepleri sandığımızdan daha derin ve bilinçdışıyla ilişkili olabilir.
Çift terapisti olarak, ilişkileri aldatma ile zarar gören pek çok çift görüyorum. Bu durumlarda “kurban” olarak nitelendirilen aldatılan kişi, eşine veya partnerine olan güvenini kaybederken, aldatan taraf suçlu ve güçsüz hissediyor ve terapistin bozulan ilişkilerini düzeltmesini umuyor.

Terapistin görevi bir tarafı yargılamak, suçlamak ya da hızlı bir çözüm bulmaya çalışmak değil; bu aldatma olayının neden meydana geldiğini anlamaya çalışmaktır. Çoğu zaman aldatmanın sebebi çiftlerin düşündüklerinden çok farklı olabiliyor.
Eşlerini/partnerlerini aldatan kişilerin eleştirilmesi ve onlara etiketler yapıştırılması çok yaygındır. Bu tür olumsuz yaklaşımlar kişilerin üstünde baskı oluşturur ve aldatmayı bırakmalarına sebep olmaz. Peki ilişkilerde taraflar neden aldatır? Aldatma vakaları neden gün geçtikçe artmaktadır?

Sadakatsizliğin altında yatan sebepler

“Yasak” ilişki yaşamak aldatan tarafa belli bir heyecan ve özgüven hissettirse de değer verilen bir ilişkiye zarar verme ihtimali de yüksektir. Peki kişiler neden bu riski alırlar? Bu sorunun cevabı ve genel olarak davranışlarımızın sebepleri, çoğu zaman sandığımızdan daha karmaşıktır.
Psikanalitik bakışa göre hiçbir davranış tek başına değerlendirilemez ve anlaşılamaz. Bir davranışı anlamak için kişilerin yaşam öyküsüne, başkalarıyla ilişkilerine, kişiliklerinin yapısal özelliklerine, fantezilerine ve bilinçdışı dinamiklerine dikkat etmek gerekir.
Aldatan kişileri sağlıklı ya da sağlıksız gibi yargılamaktansa bu davranışı anlamak için daha öteye bakmak gerekir. Aldatma davranışlarında, Freud gibi psikanalistlerin de kabul ettiği bazı ortak psikolojik temalar ve tetikleyiciler görülmektedir. Sadakatsizliğin, benim klinik deneyimime göre en yaygın tetikleyicileri şunlardır:

Ensest tabusu

Bu tetikleyicilerin en yaygınlarından biri “ensest tabusu” olarak bilinen psikolojik olgudur. Kişiler, ebeveynlerden ayrıldıktan çok sonra bile, tümgüçlü bir anne ya da baba figürü aramaya devam eder.
Eş/partner karşı tarafa sevgi ve duygusal destek göstererek bu ebeveyn rolünü üstlendiğinde; bilinçdışı bir şekilde anne ya da babanın yerine geçebilirler. Bu sebeple çiftin cinsel hayatı da “uygunsuz” ya da “yasak” gibi algılanabilir. Partneri arzulamak rahatsızlık verebilir ve maalesef bu rahatsızlık hissi partnere karşı arzunun kaybedildiği yanılgısını yaratabilir. Bu tarz duygularla mücadele eden kişi, cinselliği partner/eş dışındaki birinde arayabilir.

“İsyankâr” Eş

Bazı bireylerin ebeveynleriyle çatışma ve baskıya dayanan zorlu bir ilişkisi vardır. Böyle durumlarda, eşleri/partnerleri ebeveyn rolünde davranan kişiler, bilinçdışı bir dürtüyle onlarla çatışır ve baskıya başkaldırır.

Bunu yapmanın yollarından biri de aldatmaktır. Aldatan taraf; hak ettiği sevginin kendisine verilmediğini ya da benliğinin tehdit edildiğini hissettiğinde, ebeveynine saldıran isyankâr bir çocuk gibi davranabilir.
Bu gibi durumlarda, çocuklukta temelleri atılan bağlanma sorunları bir ilişkiyi zor duruma sokabilir. Ebeveyn ile olan ilişkinin bu şekilde canlandırması daha ileri taşınabilir; aldatan kişi bilinçdışında yakalanmak ister ve böylelikle bir zamanlar ebeveyninin yaptığı gibi cezalandırılabilri ve suçluluk duygusundan azat edilebilir.

Simbiyotik ilişkiler

Simbiyotik ilişkilerdeki kişiler ayrılmaz ikililerdir ve aşırıya kaçan derecede ortak bir yaşam sürerler. Her yere birlikte gider, her şeyi birlikte yaparlar. Benliklerinin bu şekilde kaybolması konusunda bilinçdışı bir öfke ve korku duyan kişiler, sık sık birbirini kontrol etmeye çalışır. Taraflar bir tür duygusal bağımlılık içindedir. Bazı kişiler bu krizi “çözmek” için diğer tarafı aldatmayı seçer. Fakat aldatma olsa da diğer tarafa bağımlılık hissi geçmez, aksine aldatan taraf çoğu zaman yaramazlık yapan bir çocuk gibi affedilme umuduyla yaptığını itiraf eder.

Ruhsal veya Cinsel Biseksüellik

Her bireyde farklı cinsiyetlerin farklı özellikleri bulunur, fakat bazı kişilerde bu yoğun bir çatışmaya dönüşür ve bilinçdışında bu çatışmayı eşi/partneri aldatarak çözerler. İki partnerle birlikte olarak kişiliklerinin her yönünü deneyimleyebilir ve gösterebilir, farklı cinsiyet özellikleri ve farklı ilişki rolleri üstlenebilirler.

Sosyal Medya ve Internet

Yukarıda belirttiğim psikolojik tetikleyicilerin yanı sıra, aldatmanın son zamanlardaki yükselişini etkileyen faktörlerden birinin de sosyal medya olduğu görülmektedir.
Facebook ve Instagram gibi uygulamalar yeni kişilerle tanışmayı kolaylaştırdığı gibi, geçmişte ilişki yaşanan kişilerle de tekrar bağlantı kurmayı sağlamaktadır. Aynı zamanda sosyal medya mecraları narsisizmi beslemekte; kişilere, ilişkilerinde mutlu olsalar da dışarıda bir yerde daha ilgili, daha anlayışlı ya da daha çekici bir partner olabileceğini ve onlara kolayca ulaşabileceğini düşündürmektedir.
Günümüzde Internet, ilişkilerdeki sadakat duygusuna meydan okumaktadır. Bu tür sorunların ne yazık ki hızlı ve kolay bir çözümü yoktur. Fakat inanıyorum ki sadakatsizlik konusunu daha çok anladıkça ve insanları güdüleyen duyguları çözdükçe, arzuladığımız ve hak ettiğimiz ilişkileri yaşamaya daha çok yaklaşacağız.


Acı Veren İlişkiler Neden Sürdürülür?

Melike KAYHAN, Psikanalist (CP-UK), Psikanalitik Psikoterapist (UKCP, PA), MSc. Çift Terapisti, Aile Terapisti

Çift terapisti olarak, yoğun sıkıntı içinde olan çiftlere çokça rastlıyorum. Seanslarda sıklıkla kendimi neredeyse hiç konuşmayan ya da tartışmadan/bağrışmadan konuşamayan iki kişinin arasında buluyorum.

Genelde başkalarının ilişkileri dışarıdan mükemmel gibi görünse de yukardaki senaryo oldukça yaygındır. Bir ilişkiden; birbirinden bağımsız iki insanın umutları, ihtiyaçları ve özlemlerine karşılık vermesi beklendiğini düşünürsek bu durum çok da normaldir.
Benim her zaman dikkatimi çeken ise, kişilerin, ilişkilerinin kendilerine ve bazen çocuklarına sıkıntı ve acı vermesine rağmen onları sürdürme istekleri.

Çift terapisi yapmaya ilk başladığımda, duygusal açıdan uyumsuz görünen çiftlerin nasıl bir araya geldiklerini merak ederdim. Sadist/mazoşist bir eğilimleri olup olmadığını ve bu kadar yoğun stres altında nasıl yaşamaya devam ettiklerini düşünürdüm. Bu soru yalnız benim değil, birçok kişinin merak ettiği bir soru.

BOŞLUK HİSSİ VE GRUP PSİKOLOJİSİ

Acı veren ilişkileri sürdürme konusunda düşünen ve fikir yürüten farklı terapistler var. Psikiyatrist ve psikanalist Dr. James Grotstein, varoluşun anlamsızlığının korkusundan kaçmak için sıkıntılı ilişkileri devam ettirdiğimize inanıyor.

İlişkinin içindeyken, “onaylanmış” hissederken, ilişki olmadığında Grotstein’ın “boşluk” olarak adlandırdığı bir hiçlik duygusu içinde kalınıyor. Bir diğer önemli psikanalist Otto F. Kernberg‘in ifade ettiği gibi, ilişkinin içindeyken “ölü hissetmektense acı çekerek hala yaşama” hissi ağır basıyor.

İlişkileri koruma ve sürdürme güdüsü, grup psikolojisi ile de yakından alakalıdır. İnsan, topluluk halinde yaşamını süren bir canlıdır. İnsanlarda ait olmak için derin bir güdü vardır ve kişiler arası ilişkiler kişisel gelişim için gerekli ve önemlidir.

Ait olma ve ilişkilenme arzusunun, hayatta kalma içgüdüsünün bile önüne geçtiği zamanlar olabilmektedir. Bu durumun çarpıcı bir örneği, İkinci Dünya Savaşı’ndaki Kamikaze intihar bombacılarıdır. Bu kişiler, grubun iyiliği, yani Japonya’nın milli gururu ve birliği için hayatlarını feda etmişlerdir.

Bu örnek, mutsuz bir evlilik ya da ilişkiden uzak gibi görünse de burada benzer bir dinamik işlemektedir. Grup kimliğini, ya da ilişki kimliğini koruma ihtiyacı o kadar güçlüdür ki, partnerler çoğu zaman bu birliği korumak için kendilerini ve ailelerini feda edebilirler.

PARTNERİMİZİ/EŞİMİZİ NASIL SEÇİYORUZ?

Grup psikolojisi ilişki içindeki acıya neden katlanıldığını açıklayabilir. Fakat bazı durumlarda kişiler yalnızca uyumsuz gibi görünen değil, kendilerine kesinlikle zarar verecek partnerleri neden seçiyorlar?

Psikanalistler, partner seçimimizin kökeninin bilinçdışı süreçlerden geldiğine inanıyor. Psikanalitik teoriye göre, partner seçerken genellikle çocuklukta ortaya çıkmış bir yara iyileştirilmeye çalışılıyor.

Bu demek oluyor ki, kişinin kendisini inciten ebeveynden çok farklı bir partner seçebileceği gibi, yaşananları telafi etme arzusuyla o ebeveyne çok benzeyen bir partner seçmesi de mümkün.

İlk duruma göre ebeveynlerinden biri sık sık diğerini aldatan bir kişi, kendisine tapan ve tamamen sadık görünen bir partner seçebilir. İkinci senaryoda ise; öfkeli bir ebeveyninden şiddet gören bir kişi, benzer şekilde şiddet gördüğü ilişkiler kurabilir. Burada, o ebeveyni iyileştirmek için bilinçdışında duyulan arzu ve bunun mümkün olduğuna dair içsel bir düşlem devreye girer.

ÇİFT TERAPİSİ

Bir ilişkideki duygusal zorluklar ve mutsuzluk, genellikle iki tarafın da geçmişinden gelen çözülmemiş sorunlardan kaynaklanıyor. Fakat çalıştığım çiftlerde, ilişkiden gerçek dışı beklentiler olmasının karşı tarafa duyulan sevgiyi de etkilediğini gözlemliyorum. Bu yüksek beklentileri fark etmeden, karşılarındaki kişinin geçmişteki yaralarını iyileştirmesini beklediklerini fark ediyorum.

Çiftler, farkında olmadan onlara zorluk yaşatan bilinçdışı taleplerinin farkına vardıklarında, duygusal olarak daha tatmin edici ilişkiler yaşayabiliyorlar. İlişki terapisinde, bu değişim ancak kazanılan içgörü ilişkide tekrar tekrar deneyimlenerek yaşanabiliyor.


click
©2018 Melike Kayhan is powered by WebHealer
Cookies are set by this site. To decline them or find out more visit our cookie page